"The Thinking Game" Belgesel Notları
DeepMind şirketinin kuruluşunu, misyonunu, Google ile birleşmesini ve AlphaGo'nun hikayesini anlatan "The Thinking Game" belgeselini izlerken aldığım 10 önemli not.
1. DeepMind'in Kurulurken Bilimi ve Gizliliği Merkeze Alması
DeepMind'in daha en başta "ürün değil bilim" odağıyla kurulması ve projelerin aşırı gizlilikle yürütülmesi dikkatimi çekti. Peter Thiel'in Silikon Vadisi'ne taşınma çağrısına rağmen ekibin Londra'da kalmayı tercih etmesi önemli bir karar. Bu kadar derin teknoloji üreten bir şirket için daha fazla odaklanmak adına tüm spot ışıklarının altında olan Silikon Vadisi'nde yer almamak iyi bir fikirmiş.
2. Beynini Çok Daha Verimli Kullanmak İçin Profesyonel Satrançtan Vazgeçmesi
Çocukluğundan itibaren satrançla iç içe büyümesine ve turnuvalarda başarılar elde etmesine rağmen, beynini "en verimli" şekilde kullanmadığını düşünerek profesyonel satrançtan bilinçli olarak uzaklaşması ve nörobilime yönelmesi beni en çok etkileyen kısımlardan biri oldu.
3. Yapay Zekayı Bir Yazılım Değil, Öğrenme Mekanizması Olarak Görmeleri
Yapay zekayı kod yazma meselesi değil; insanların ve çocukların dünyayı deneyerek öğrenmesine benzer biçimde, deneme-yanılma yoluyla öğrenen sistemler olarak ele almaları ilham vericiydi. Belgeselin başından sonuna kadar bu vizyon ve bakış açısı hissediliyor.
4. Oyunları Öğretmek Yerine Agent'ın Kendi Kendine Öğrenmesini Sağlamaları
Atari oyunlarında başta kaybetmesine rağmen, oyun kurallarını anlatmadan agent'ın kendi kendine oynayıp öğrenmesine izin vermeleri ve bu yaklaşımı temel prensip haline getirmeleri önemli bir ayrıntıydı. Öyle bir Agent geliştirmişler ki, bilgisayara ve gerçek insanlara karşı sınırsız oyun oynayan Agent bir süre sonra "rakip ne yapınca beni yeniyor?" sorusu üzerinden kendini geliştire geliştire mükemmel hale geliyor.
5. Araştırma Önceliği Nedeniyle Google'a Satılmaya Karar Vermeleri
İki farklı şirketle görüşmeler yapmalarına rağmen, ürün baskısı olmadan araştırmaya devam edebilme güvencesi verdiği için Google'ı tercih etmeleri ve 400 milyon dolarlık satın alma sürecinin gerçekleşmesi çok kritik olmuş.
6. Google'ın Hesaplama Gücüyle Go Oyununa Odaklanmaları
Satın alma sonrası Google'ın altyapı ve hesaplama gücünü arkalarına alarak, satrançtan çok daha karmaşık ve sezgisel bir oyun olan Go üzerinde derin denemelere başlamaları önemli bir karar. Dünyanın en iyi Go oyuncusunu yenene kadar geçen süreç çok ilham verici.
7. AlphaGo'nun İnsan Aklına Aykırı Hamleyle Tarih Yazması
Koreli efsane Go oyuncusuna karşı oynanan resmi maçta, bir insanın aklına bile gelmeyecek bir hamleyle oyunun kaderini değiştirmesi ve makinenin ilk kez insanı yenmesi belgeselin en ilgi çekici yerlerinden biriydi.
8. Çin'de Yayını Kesilen Maç ve "Sputnik Moment" Etkisi
Dünyanın en iyi Çinli Go oyuncusuna karşı oynanan ve bilerek yayını kesilen maçın, Çin'de yapay zeka için bir uyanış ve seferberlik etkisi yaratması kısmını hiç duymamıştım. Resmen Çinli bir oyuncunun yapay zekaya yenildiğini insanlar görmesin diye yayını kesmişler.
9. Oyunlardan Gerçek Hayat Problemlerine Geçip "Protein Folding"e Odaklanmaları
"Artık oyun değil, gerçek dünya problemleri" diyerek odağı "Protein Folding" olarak tanımlanan soruna kaydırmaları ve bunun sağlık alanında köklü etkiler yaratabilecek bir kırılma noktası olarak görülmesi. Bu kadar kıymetli beyinlerin oyun odağında yıllarca çalışıp, oralardaki keşiflerini sağlık alanına daha odaklı kaydırmak istemeleri dünyamız için oldukça kıymetli.
10. DeepMind CEO'su Demis Hassabis'in AGI Yorumu
Belgeselin sonlarında Hassabis ile yapılan röportajda şöyle bir sohbet geçiyor:
Soru: "Herkes AGI (Yapay Genel Zeka) konusunda çok heyecanlı ama bir yandan da şüpheler var. Ya yanılıyorsanız? Ya AGI sandığımızdan çok daha uzak bir hedefse?"
Demis Hassabis: "Hayır, bunun için hiç endişelenmiyorum. Aslında ben tam tersi durum için endişeleniyorum. Asıl korkum, AGI'nin bizim gerçekten hazırlanabileceğimizden çok daha hızlı gelmesi."
Soru: "Bu hız sizi neden bu kadar endişelendiriyor?"
Demis Hassabis: "Her şey o kadar hızlı oluyor ki... Bunu nasıl yöneteceğiz? Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna nasıl karar vereceğiz? Teknoloji her zaman bizim değerlerimizi kendi içine gömer. Bu mesele sadece teknik değil, aynı zamanda etiktir."
Belgeselden aldığım notları 10 başlıkla size aktardım. Yapay zeka ile biraz da olsa ilginiz olduğu için bültenimizi takip ettiğinizi ve bu satırları okuduğunuzu düşünüyorum. O nedenle The Thinking Game belgeselini izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.